26 Şubat 2014 Çarşamba

Senden Sonra

Bizi ölüm ayırsın demiştim
İkimiz de sağız
Demek ki
Büyük konuşmuşum
Hayattayız ama ayrı
Birbirimize yasağız

Senden ayrılırsam ölürüm deyişimi
Yüzüme vuruyor senden sonra
Aldığım her nefes
Senden ayrı yaşayabiliyormuşum ama
Hala başka bir kalbi
Yaklaştıramadım sol tarafıma
Sağ omzuma yatmadı kimse
Senden sonra

Senden sonra
Aynı yollarda yürüdüm
Karşılaşmayacağımızı bile bile
Aynı duraklarda bekledim
Otobüsler beni ısrarla
Sensizliğe götürdü
Derin bir sessizliğe büründü
Sana güller kopardığım parklar

Son bir ümidim vardı
Onu da yok ettin
Gittin her şeyi
Bombok ettin

Senden sonra hep eksiğim
Her gün yarım
Her sabaha sensiz uyanır
Rüyalarda sesini duyarım

Mustafa ALTAY


6 Şubat 2014 Perşembe

Ağıtlar Yakacağım Umarsız Gidişine


Ağıtlar yakacağım umarsız gidişine
Bu sevdanın gönlümde ansızın bitişine
Mevsimlerimi çaldın beni neden bıraktın
Gittin ardında yaralı bir beden bıraktın

Kulağımda çınlayan gürültülü tren sesi
Gittin yarım kaldı her şey gönlümün prensesi
Şimdi güne perde arkasından bakıyorum
Yokluğunda can veren aşkımı yakıyorum

Metro gişelerinden karşıma çıkardın ya
Gittin de sensiz daha anlamsız oldu dünya
Kaybettim galiba sensiz yerlerde aklımı
O sandıklarda hala resimlerim saklı mı

Mustafa Altay




Ankara Seninle Güzeldi


Sandım ki yirmi üç yıllık bahtsız talihim
Seninle düzeldi
Sana hiç söyleyemedim ama
Ankara seninle güzeldi

İlk elinden tutuşumu hala unutamadım
Baktıkça gözlerin nasıl parlardı aya
Şahidimiz Güven Parkın yediverenleri olsun
Metronun yürüyen merdivenleri olsun
Biz iki ceset bıraktık Kızılay’a

Sevgimizi herkesten gizlemedik mi biz
Çamlıkta gün batımını izlemedik mi biz
Hiç ayrılmayalım diye söz vermedik mi biz

Şimdi hangi sokağına dalsam Cebeci’nin
Hatıranı saklıyor her metrekaresi
Varsa da bulamıyorum yok bu işin çaresi
Sanki şehrin her caddesinde hayallerin duruyor
Ben ne söylesem
Sağır sultan bile duyuyor
Sen hala uyuyorsun

Mustafa Altay




Anlayamadığım Bir Yerdesin


Anlayamadığım bir yerdesin
Ben sana kollarımı açıyorken
Sen önünü riyakar paşalara ilikleyen
Sahtekar beylere kaçıyorsun
Belki bir saray oturmak istediğin
Gönlümün tahtına fetret devrini yaşatıyorsun
İşe güce bakmak ne mümkün
Akıl çemberimi kuşatıyorsun
Anlayamadığım bir yerde yaşıyorsun
Günbegün kendini aşıyorsun

Ayaklar altına mı aldın hayallerimi
Bu halime alınmadın da
Söyle hangi beyaz atlı prens çıktı falında
Hangi ağızlara sakız oldum
Gönül bağında nasıl soldum
Demini aldın taşıyorsun
Kabuk bağlamış yaraları kaşıyorsun
Anlayamadığım bir yerde yaşıyorsun
Düşlerde peşime taktın suretini
Aşk diye başıma sardın hasretini
Anlayamadığım bir yerdesin
Nerdesin!
Sen artık bu oyunda son perdesin

Mustafa Altay


Beddua


Bazen bir yağmur olup saçlarımı ıslattın
Bazen bir kar ellerimi üşüttün
Sensizlik çölünde susuz bıraktın mesela
Ama
Bir gün bile güneş olup
Doğmadın dünyama
İçimi ısıt dedim sen yaktın
Bana tepelerden baktın
Şimşek olup çaktın
Gönül ağacıma
Dön dedim
Başımı döndürdün güzelliğinle

Sana hiç beddua etmedim ama
Sabrımı taşırdın
Benim içim böyle yanarken
Mutlu olmayı başardın
İçimdeki yangın sönse
Mevsimler yeniden bahara dönse
Bu böyle olmayacak
Sen CEHENNEM ATEŞİNDE YANMADAN
Benim içim soğumayacak

Mustafa Altay


Bir


Belki bir gün
Bu bir 1 Nisan Şakası dersin
Ya da 1 Mayıs günü
Gönül terimin hakkını verirsin
Soğuk bir ocak akşamı ocağımı söndürüşümün
Yakıcı bir temmuz günü bağrımı yakışının
Farkına varırsın

Belki yeniden geçeriz eski tozlu yollardan el ele
Yine uğrarız bir çay içmek için çamlığa
Gel ki yokluğun dünyadaki en yıkıcı zelzele
Bir umut ver yeniden çıkayım aydınlığa
Canlansın gözümde hayaller bir bir
Hani olacaktı ya evimiz bir artı bir

Kaybedilmiş bir maçız biz
Beraber kalmamıza rağmen bir bir
Bu aşk değil vefasızım
Hasret değil ölümle bir

Şimdi günlerden Ekim on bir
Bana artık yalnız sen bir
Sevinsem bir üzülsem bir
Resimlerdeki gibi gülsen bir
Halimi arz ettim sana bir bir
Çektiklerim sensizliktendir

Mustafa Altay


Bir Ceylanın Kalbinde Unutulmak


Nefretle bakan gözlerinden
Gördüğüm kadarıyla
Bazılarının da kararıyla
Amacın benden bir an önce kurtulmak
Ben ise istiyorum
Gözyaşlarımla kurutulmak
Gönlünün sahillerinde
Gördüğüm manzara
Kuşların göçü vefasız diyarlara

Her aşığın dileği biraz huzur bulmak
Benim nasibimse bir ceylanın kalbinde unutulmak

Hayır diyorsun hayır vardır her şerde
Sevaplarımı unuttum ellerini tuttuğum yerde
Şahidimdi bir zaman Ankara
Üst geçitlere seninle çıkma heyecanı
Baş başa koyduğumuz o anı
Çıkma ihtimali olan falı
Hatırladığımda yokluğunla akıttığın kanı
Taşıyamadı taştı dereler
Zamansız gidişinle utandı seneler
Bin yıllık uykudan uyandı keder

Mustafa Altay


Bir Kere Gelmedin


Ben seni bin defa bekledim
Sen bir kere gelmedin
Ben seni bir defa istedim
Sen bin defa olmadın

Mustafa Altay




Cebeci Tanyeli


Korkardım bir gün üstüme düşecek bir tanesi
Düşecek de beyaz gömleğimi mahvedecek diye
Cebeci Tanyeli’de karadut ağaçları
Hala nöbette sokağın girişinde

Ben hala aynı korkuların esiri
Hala aynı kokuların peşindeyim
Geçmedi yokluğunun tesiri
Beni sorarsan hep aynı işte
Gözü yaşlı şair
Ve hep sana dair
Bildiğim düşündüğüm konuştuğum ne varsa

Cebeci Tanyeli’de
Hala boş o güvercinlere güldüğün arsa
Ve hala yokuşu senin bakışın
Beni yakışın gibi

Yorucu ve kavurucu günlerde
Ne zaman geçsem aklıma gelir
Metrodan çıkarken
Beni görüp bana GÜLÜŞÜN
Hala öyle canlar yakıyor mu

Yağmurlu gecelerde şimşekler çakıp
Sen korkudan bir mum yakıp
Şimdi kimin cesaretine sığınıyorsun
Gönül sahilimde yaktığın gemiler
Hangi hayallere demir atıyor
Hangi limanlara mutluluk katıyor
Varlığın

Rüzgarda savrulup uçuşan saçlarından
Bir tel koptuğu zaman
Kim saklıyor günlüğünde o teli
Ben bu sessizlikten ve sensizlikten
Göçüp gidersem bir gün
Şahidimdir Cebeci Tanyeli
Ben her halinle sevdim seni

Mustafa Altay

Yaşıyorum Yazıyorum


Son bir kalem kaldı savunmam gereken
Artık onun için yaşıyorum
ve
Son bir kalem her şeyi anlatmak için
Yazıyorum

Mustafa Altay


Yaşayamadığım Bir Aşktı Bu


Benim yüreğimde kaldı sadece
Hiç yaşayamadığım bir aşktı bu
Parklardaki banklara ıssız gece
Aşkım yazamadığım bir aşktı bu

Hep düşünüyorum bu hale nasıl
Kimin bedduasıyla olmadı vasıl
Güzel gözlerinle denize nazır
Oturamadığım bir köşktü bu

Mustafa Altay




Yaktın da Gittin


Bilmiyorum bilemem şimdi nerelerdesin
Gökten yıldızlarımı söktün de gittin
Çınlıyor kulağımda hala o güzel sesin
Gözyaşımı yerlere döktün de gittin

İster miydim sanki böyle olmasını
Son defa yüzüme baktın da gittin
Sana getirdiğim gülün elimde solmasını
İster miydim beni yaktın da gittin

Kurudu kaldı gönül ırmağım
Sel gibi aşağılara aktın da gittin
Boş kaldı yüzük parmağım
Al duvağı başına taktın da gittin

Mustafa Altay


Üç Talakla Boşuyorum


Ayrı kıtaların aynı insanıydık bir zamanlar
Şimdi aynı şehirde iki yabancı
Karşılaşınca selam veremeyecek kadar
Uzağız artık

Baş başa iken hayallerimiz
Şimdi kendi gerçeklerimin arkasından koşuyorum
Aşkınla kıydığım nikahımı
Üç talakla boşuyorum

Mustafa Altay


Unuttuğun Adamı Uyutmuyorsun


Bazen
Çekilişsiz kurasız
Hediye edeyim diyorum
Yoldan geçen herhangi birine
Ya da bir hayır kurumuna bağışlayayım
Bende unuttuğun kalemini defterini kitabını

Ama hayret!
Sen pek unutmazdın
Heleki kusurlarımı
Isıtır ısıtır her gün soframa koyardın
Yemeyi unutmazdın içmeyi
Unutmazdın her gün aynı saatte
Aynı sokaktan geçmeyi
Adını unutmazdın 'adımı' unuttuğun gibi
Listeler yapardın unutmamak için
Çarşı pazara gittiğinde
Unutmazdın hesabında ne kadar lira var
Paran bittiğinde

Anlayamıyorum bir türlü
Bu akıllara zarar zeka
Ne yaptım da unutmaya layık gördü beni
Unutup gitti bende birçok şeyi
Şeytan diyor topla at hepsini çöpe
Ama kıyamıyorum
Fotoğraflarını eskitmişim öpe öpe
Ara sıra hatıralara sarıyorum
Kokunun sindiği küpeler kayboldu
Evin her tarafında deli gibi arıyorum

Merak ediyorsan
Beni deliliğimle
Baş başa bıraktığın bu evde
Olan biten bu işte
Bir tarafta hatıralar
Bir tarafta parmak izinin kaybolmaya başladığı eşyalar

Ama sende hiç vicdan yok
Hala
Unuttuğun adamı
Uyutmuyorsun

Mustafa Altay



Söylenmemiş Bir Söz Gibisin


Söylenmemiş bir söz gibisin duru
Hayalinin geçtiği yollarda güller kupkuru 
Gizemlisin yasak sırlı
Hem akla yatkınsın
Hem mantığa aykırı

Mustafa Altay


Seninle Aynı Şehirde miyiz Hala


Söndü ışıkları sokak lambalarının
Ay ışığına mahkum oldu ayna
İçimde bir tedirginlik
Seninle aynı şehirde miyiz hala

Sanki geçtiğim yerlerden
Az önce sen geçmişsin gibi
Yerlerde gururumu ezen
Ayaklarının izi

Dile gelse ağaçları Konur’un
Ya da Kızılay’da ilk buluşmamız
Sanırım en büyük sorun
Biz bu aşka hiç başlamamışız

Mustafa Altay


Seni Kimselere Anlatamadım


Uzayıp giderdi geceler sensiz
Karanlığıma ışık katamadım
Nasıl aşkım derdi heceler sensiz
Bunu kimselere anlatamadım

Bir mezardı sanki yorgan yastığım
Korkumdan içinde hiç yatamadım
Sensiz bilmem kaç yaşıma bastığım
Günü kimselere anlatamadım

Yavaş yavaş geliyor ömrün finali
Bu kabusu hâlâ atlatamadım
Kurban olup sana başım kınalı
Sonu kimselere anlatamadım

Sanmaki haksızına haklısına
Deliye çıktı zamanla tam adım
Dünyanın bile en meraklısına
Yani kimselere anlatamadım

Bir sır olup kaldın hatıramda sen
Yanıp durdun hep aha şuramda sen
Bir buruk rüzgardın gönlümde esen
Seni kimselere anlatamadım

Mustafa Altay


Sen Artık Başka Baharın Gülüsün




Sen istersen bir ömür gelme
Ama gelene taktığın çelme
Hâlâ evlat acısı gibi kor
Her gün koyuyor
Her sabah uyandığımda evim
Sen varmışsın gibi kokuyor

Hayat zalim dünya yalan
İş, işsizlik falan filan
İnsanlık başını almış gidiyor
Ben sana geldiğimi sanıyordum zanlarımla yanıyordum
Sona gelmişim meğer
Bana verdiğin değer
Bir itin biti

Sorunlarla kalkar
Kaygılarınla yatardın
Hep bire bin katardın
Bir gün geleceksin diye beklememe rağmen
Bin gündür gelmeyişini
Buna yoruyorum
Ara sıra eski resimlerimize soruyorum seni
Çerçeveler çatlıyor hâlâ güzelliğinden

Sarım
Biz beceremedik
Dünya evine bir yastıkta kocayacak
İki kişilik örtü seremedik
Kulağımda sadece kaldı gülüşün
Belki de sen artık başka baharın gülüsün

Mustafa Altay

Rüyalarımın Gelini Gerçeğimin Gidenisin

Gözyaşlarımın selini
Yuttu ayrılık denizin
Rüyalarımın gelini
Gerçeğimin gidenisin

Güneş gibi yakıyordun

Karalara çaldın beni
Bahar gibi bakıyordun
Yar kışlara saldın beni

Yandı mumun yalan yere

Tahammül edemiyorum
Şarkımızı çalan yere
Ben artık gidemiyorum

Mustafa Altay                                                                                           

Özgürsün

Terk etsin ruhunu kalbindeki korku
Silinince ellerinden benden kalan son tortu
Kurtuldun demektir
Gözlerimin hapsinden
Şiirlerimden
Anıların teker teker hepsinden
Sabahları seni izleme keyfini
Varsın başka gözler sürsün
Dilediğin kadar gez dolaş yalnızlığında
Artık özgürsün

Mustafa Altay

                                                                                               

Ömür

Bir gün bu pencereden
Yıldızlara bakarken
Son bulacak ömrüm
Ay gözlerin gibi parlak
Gece yokluğun kadar siyah
Ne güzel son nefeste
Bir kez daha adını söyleyebilmek

Mustafa Altay


                                                                                         

Hayalini de Her Halinle Yanında Götür


Bir gece açık unuttun ya
Gözümün musluklarını
Sabahına su bastı
Gönlümün yangın yerini
Şimdi söndürdüğün ateşin
Keyfini sür

Artık girebilirsin kaygısız

Dünyanın evine
Gidebilirsin en gerçekçi hayatlara
Masalsız hayalsiz
Benden hür

Tek bir isteğim var

Giderken
Her rüyada
Bölük pörçük uykularıma gönderdiğin
Hayalini de her halinle
Yanında götür

Mustafa Altay     
                                                                             

Gitme Samanyolumun Işığı

Gitme!
Yıkar hayallerimi sensizlik depremi
Bir buzdağına çarpar
Yüreğimden yüreğine yol alan gemi
Korkar ellerim
Çocuksu gözlerim korkar
Gitme!
Yollarımda ölüm kokar


Gitme!
Yarınlarım şaşırır
Hangi zaman diliminde biteceğini
Üşürüm sen yokken
Mart kapıdan bile baktırmaz
Hatıralarım yanar
Sana yalnız verebileceğim bir aşk var
Gel kırma bu aşığı
Gitme samanyolumun ışığı

Mustafa Altay
                                                                                               

İki Yarım Kalp

Tek göz oda Birkaç kap Talan olmuş bahçemiz Güllerimiz solarak Hayata devam ediyoruz Gündüzler sıcak Geceler soğuk ama Kur...